
kitap okumak, kitaplarla ilişkimiz konulu bir sobe sekti geldi geveze kalem'den bana.
onun yazısını okurken aslında hemen hemen aynı durumda olduğumuzu gördüm. yine de kendi ilişkimi anlatmam gerekiyor sonuçta. şöyledir efendim.
kitapla aram her zaman iyiydi, ancak sanki üniversite bittikten sonra daha özgürce seçimler yaptığım, zevklerim konusunda kendimin farkına daha net vardığım ve o yüzden seçtiklerimde daha az yanıldığım bir dönem başladı.
kitap okumaktan en nefret ettiğim dönemse, keyfime göre okuma yapamadığım, zorunlu okumaların keyfi okumalara yer bırakmadığı üniversite dönemimdi. alan kitaplarım hayatımın tüm anlarını boşluk bırakmamacasına kaplamıştı.
o dönem kitaplarla aram epey açıldı. tabii burada kastettiğim kitapların hangi kitaplar olduğunu bir daha yazmayayım:)
insanın kitap okumayla arası bir kez açıldı mı, alışkanlığını yeniden kazanması zaman alıyor. bende böyle oldu. mezun olduktan sonra kitapçılara girdiğimde, 4 yılın alışkanlığıyla elim hep alan kitaplarına gidiyor, sanki roman, öykü kitabı alırsam, eğitimime ihanet edermişim gibi bir duyguyla hala alan kitaplarımı alıp çıkıyordum kitapçılardan.
bir iş bulana kadar devam etti bu durum. mesleğe başladıktan ve öğrendiklerimi öğretebildiğime ilişkin bir inanç oluştuktan sonra, alan kitaplarımla aramı çok da soğutmayarak edebi okumalarıma biraz da mecburen döndüm. mecburen, evet.şöyle ki, bulduğum ilk işime 3 araç değiştirerek gidiyordum ve trafik beni deli ediyordu. o andan sonra sabah evden çıkarken çantamda olup olmadığını kontrol ettiğim en önemli şey kitabım oldu. sonrasında ise, bıraktığımdan daha tutkulu bir alışkanlık kendiliğinden oluştu zaten.
kitabın mülkiyeti konusunda çok cimri olmamakla birlikte, cimriyim sanırım. şimdilerde filmlerim konusunda da bu durumdayım. paylaşmayı, başkalarının da benim aldığım zevkleri almasını istiyorum. ama bana geri dönmediğinde eksikliğini hissediyorum. bu konuda en çok öğrencilerim beni kızdırıyor. elimde gördükleri her kitaba heves ediyorlar. ben de ilham kaynağı olmanın hazzıyla kitaplarımı onların hizmetine sunuyorum, ama kitap geri gelmiyor:) olsun, onların kafasında kitap arasında ders yapılır fikrini oluşturabildiysem ne mutlu bana.
kitapla ilişkimi soran öğrencilerime verdiğim yanıt şöyledir: ' ben kitaptan vakit bulduğum zamanlarda diğer işlerimi yapıyorum.' bu söylediğim basit bir gaz , şevk cümlesi değil. çok zaman şu oluyor bende: şu sayfa da bitsin kalkıp bir çorba yapayım. şu bölüm bitsin de ütü yapayım, ya da bir sınav kontol edeyim.
kitap okumak, çok zaman ,gerçekler yüzünden ölmemek için sığındığım bir kaçış benim.
kitap seçimlerimde best seller listesi de, tavsiyeler de, yüreğimin sesi de etkili olabiliyor. sınırlarım oldukça geniş okuma konusunda. ama eksik olduğum tek yön şiir kitabı satın almamam. şiiri kitap olduğunda almak hiç alışmadığım bir şey. bir nazım hikmet külliyatı bunun dışında tutulabilir. o da artık eşşek değiliz ya tadında satın alınmıştır, itiraf ederim:)
türk ve hele de kadın yazarların kredileri sonsuzdur bende. bunların içerisinde adalet ağaoğlu, pınar kür, sevgi soysal, latife tekin, tomris uyar, elif şafak olanlarına kredi açmaksa haddime bile değil diye düşünürüm. ne yazmışlarsa okumadan bile savunurum yaratılarını.
romanı öyküye, öyküyü şiire tercih ederim.
biyografilere sardırmıştım bir ara. hala severim.
dönüp dönüp okuduğum kitaplarım vardır. tatar genlerim mi beni çekti bilmem ama, ' durgun akardı don' ilk dönüp yine okuduğum romandır.
kitap okumamın iyi bir şey olduğunu düşündüğüm ilk ansa, oğlumun 'haydi oğlum yat artık ' uyarıma, ' anne , iki sayfa kaldı bölümün bitmesine, lütfeeen' dediği andır.
bu sobe, kendisine mail yoluyla ulaşamadığım, keyifsiz bir şeyler yaşadığını gördüğüm, hiç olmazsa böylece mail adresini alabileceğimi düşündüğüm fulya'ya gidiyor benden. umarım bu yazımı okur ve bana mail adresini verir.








42 katılım:
"...bu konuda en çok öğrencilerim beni kızdırıyor. elimde gördükleri her kitaba heves ediyorlar. ben de ilham kaynağı olmanın hazzıyla kitaplarımı onların hizmetine sunuyorum, ama kitap geri gelmiyor:)..."
Benim lise yıllarımda da tam tersi olurdu.:) Okumayı ve ifade etmeyi becerebildiğimi düşünen birçok öğretmenim, kendi fikirlerini destekleyen yayınları elime tutuşturup dururdu.:) Kısa sürede okuyup ya da okuduğum yalanını uydurup geri vermek isterdim, ısrarla almazlardı.:) Çoğunun çabası boşa çıktı, hele hele ısrarcı tutumundan ödün vermeyen değerli din öğretmenimin.:))))
Şiir konusunda seninle hemfikirim. Keşke şiir okumak ve yazabilmek konusunda bir becerim olsaydı.
Gelgelelim kadın yazarlara... Taslağını hazırladığım bir postum için ilgili paragrafını kullanmayı rica ediyorum. Kafam bu konuda biraz karışık şu sıralar, cümlelerin bana ışık tutabilir.
Ve son olarak o küçük akıl küpüne sevgilerimi iletiyorum. Bir gün sizi ana-oğul bir yerde yakalarsam, benim küçük adamımı seninkine şöyle bir sürteceğim, belki bulaşır da gelecekte benzer tutumları görürüm diye.;-)
Merhaba Elektra,
benim kedim maviş ne zaman bir kuş görse heyecanlanır,çenesi titremeye başlar işte ben de senin kitaplardan sözettiğini görünce öyle oluyorum—teşbih nasıl ama—bir de pınar kür ve sevgi soysal demişsin ya bu sabah mutlu ettin beni.ben de romanı tercih ederim aslında ama pınar kür'ün bir deli ağaç adlı kitabını, hele yaz gecelerinde keman adlı öyküsünü kaç kez okudum bilmem.'kitap okumak, çok zaman ,gerçekler yüzünden ölmemek için sığındığım bir kaçış benim'deyişin hoşuma gitti,bu cümleni defterime yazıp saklarım izninle.günlerin hep bahar olsun,sevgiler.serpil
Okumayı sevmediğin dönemleri anımsıyorum:) Benim de elimden kitabın düşmediği hani. Hatta 2 ay yatakaldığım, 2 ay senin bana baktığın... Hastaneye giderken Camus okumayı tercih edişim sonra, senin her tarafının bir günde fısırdayıverişi:)
Janji'nin okumayı seviyor olması beni nasıl da sevindiriyor, canım elfim benim. Bugün 23 Nisan ya hani, ona benim için istediği herhangi bir kitabı alır mısın dışarı çıktığınızda? Ne isterse. Tamam;)
geveze kalem, devir değişti.sana öğretmenlerin yaptığını şimdilerde öğrenciler öğretmenlerine yapıyor.:) benim öğrencilerimden bazıları da yola sokmaya çalışıyor beni. utangaç utangaç bazen, bazen de büyük, kocaman bir cüretle önüme bir kitap bırakıyorlar. doğru yolu bulmam için:)allahtan ben öğrencimden hiiiç bir şey almam, ilkem bu şekerrr gibi şımarıkça bir edayla kurtuluyorum ellerinden...
kadın yazarlar konusunda kafanın karışık olduğu noktaları merak ettim açıkçası. ben de öyle bir tartışmasız yerde duruyor ki adını andıklarım. duygusal bir yaklaşım içindeyim açıkçası. yazının istediğin kısmını alabilirsin. ilgili postu da merakla bekliyorum:)
senin küçük cin o kadar güzel ki, o güzellikte hiçbir kötü şey yer etmez diye düşündürtüyor insana. ama yine de abisi elinden tutsun tabii:)
sevgiler...
serpil:) hoşgeldin tekrar ve duyduğum kadarı ile çok geçmiş olsun. umarım iyidir eşin.
teşbih süper. bilmem mi o kedi çenesi titremelerini. ahhhh, sen benim kuş fobimi ve kedimizin bana ettiğini okumuş muydun? bak arşivde boğulma diye sana linkini kopyalayayım, kes yapıştır adres çubuğuna da teşbihinin çağrıştırdıklarını gör:)
http://komplekssizelektra.blogspot.com/2007/09/aman-avc-vurma-beni.html
sevgi soysal, adalet ağaoğlu, tomris uyar ve daha pek çoğu, okurken bu memlekette kadın olmanın ne olduğunu benim cümlelerimle anlatıyorlar gibi gelir bana. tabii sadece kadın da değildir meseleleri. ayıp etmeyeyim buradan. pınar Kür'ün dediğin öyküsü belli belirsiz aklıma geldi yorumunu okurken. geçen gün gözüme çarptı o kitabı. dur bu gece bakayım nasıldı öykü?
defterine kopyaladığın sözüm, yanlış hatırlamıyorsam nietzsche'den belleğime yer etmiş bir söz. tam benim yazdığım gibi değil. tahrif ettim azıcık. o sanatın tamamı için söylüyor bu sözü. ilk okuduğumda belleğimde yer eden sözlerdendir:)
sevgiler...
anımsarsın tabii ablam:) o ankara sıcağında sen kitaplara gömüldükçe , yataktan kalkamayan bir ablanın yanında sinirden yemek yapmayı öğrenmiştim ben:P
kitap okumak deyince bu işin en uç noktası sen düşersin aklıma zaten. annemin anlattığı vardır ya hani, ' onunla yolda bile yürüyemezdim küçükken. yolda gazete parçası görse eğilip okurdu.' :)) yeğenin de önce sana çekmiş bence. bugün mesajını okuduğumda bayram seremonisinden evimize dönmüş idik. kendisine bildirdim durumu, pek sevindi. bir kitap alacağımız var yani senden teyzesi:)
öperimmm...
elektracim ne guzel yazmissin yine. kitaplarim konusunda ben de cok cimriyimdir, uzerine yatanlar, yatmasalar da kitabimi geri verirken uzerine cay falan dokmus olanlar cok ama cok sinir eder beni. bu hayattaki en degerli iki hazinem kitaplarim ve cd'lerimdir. benim kadar olmasa da yakin duzeyde bir ozen gosterilmesini beklerim. eskiden ama cok eskiden, uzerlerine not almaya kiyamaz, begendigim yerleri bir deftere not ederdim. sonra baktim bu bir tur iskence, altini cizmeye, bazen de kitaplarin on sayfalarina o kitapla ilgili cok kucuk notlar almaya basladim. bir tur yasanmislik duygusu da verdigi icin hosuma gitti bu tarz, devam etmekteyim ayni sekilde. siir kitaplarini ise (ben senden farkli olarak siir kitabi almaya ve okumaya bayilirim) "*" koyarak okurum. cok carpmissa beni bir siir, "***" koyduklarim olur mesela :)
kadin yazarlar konusunda ise ben de benzer bir tutum icindeyim sanirim. ama ozellikle ve ozellikle pinar kur'un "kucuk oyuncu"su, firuzan'in "47'liler"i, oya baydar'in "kedi mektuplari" ve buket uzuner'in "kumral ada mavi tuna"si ustune tanimam.
ozan'da ise benim onun yasinda oldugum kadar bir kitap delisi olma durumu gozlemlemiyorum simdilik ne yazik ki. simdi hakkini yemeyeyim, okuyor okumasina ama beni kesmiyor okuma hizi, ya da duskunlugu...
aaa, bak bir de ozan demisken cocukken okudugum ve beynime kazinmis kitaplar vardir ki, bu apayri bir yazi konusu belki de...
oy oy, cok yazdim ben yine. keseyim burda. sevgiler canim
şulecim, kitap altı çizme alışkanlığım yok. ama bazen bir küçük deftere aldığım notlar, beni saran cümleler var. fakat sonra okuduğumda yavan da gelebiliyorlar. o anki duyguma denk düşen bu cümleleri başka bir modda okuduğumda anlamsız bulabiliyorum:) ders kitaplarını o kadar çok çizdim ki ve hala alan kitaplarımın altını soru çıkarmak için o kadar çok çiziyorum ki, alt çizme sadece dersi çağrıştırıyor bende. ondan sanırım edebi okumalara bulaştırmıyorum:)
şiir kitabı konusunda yazarken biraz da seninle konuşur gibi yazdım. sana söyledim onları. daha önce de paylaşmıştım şiiri sizler ekledikçe hayranlıkla okuyorum , ama başıboş kaldığımda pek aklıma gelmiyor:( alışmak zor gibi bundan sonra.
pınar kür'ün küçük oyuncu'sunu ben de sevmiştim. adalet ağaoğlu'nun bir düğün gecesi, ölmeye yatmak ve hayır'ı da en sevdiklerimdendir. şimdilerde de elif şafak'ın tüm kitaplarını sektirmeden beğendim.mahrem, baba ve piç, araf,hatta son yazdığı siyah süt'ü de.
ozicim çim adamım mutlaka bu performansını artıracaktır. okuma hızı arttıkça, kendi zevklerini belirledikçe artacaktır okuma performansı. başka türlüsünün olacağına inanmam. annesi şule de ondan:)
öperim...
Ah elketram eskiden iki kitap aynı anda okurken hayatın stresi ve bloglar bizleri okumaktan alıkoyar oldu. İçime doğmuş gibi geldim bugün 4 kitap aldım bu yazında bana motive oldu güzelim.Kocaman öperim.
Elektracım teşekkürler,evet şimdi eşim daha iyi.ilk kez hastahanede uzun süre kalmamızı gerektirecek bir sorun yaşadık.bana çok dokundu oradaki insanların sessiz bekleyişi,gecenin gündüze karışması.hala etkisindeyim inan.oğlunun kitap sevgisi ne güzel,onu benim için de öp.sahi ne tür kitapları sever o yaş grubu,yanılmıyorsam 13-14 yaşında di mi? birşey sormak istiyorum ben şule'nin blogunu da çok severek okuyordum ama artık okuyamıyorum.ne yapmam gerekiyor ya da şule sadece sevdiği arkadaşlarını mı alıyor oraya?hem belki beni de severdi tanısa :)sana iyi dersler,asude'ye selamlar.serpil.
serpil merhaba; bana bir e-posta atarsan sevinirim: sonsel@gmail.com
blogu sifreli hale getirdigimde tereddutum senin gibi sessiz okuyuculari gozardi etme riskiydi zaten. ama onlarin da bir sekilde bana ulasabileceklerini dusunmustum senin simdi yaptigin gibi. yoksa sevdigim arkadaslarimi alirim, digerlerine kaparim tavri degil. kendimce nedenleri bloga yazdim, okursun.
elektram ben yine senin blogu konu disi bir sey hakkinda istila ettim di mi? affet :)
Elektra :)
Bu kadar ara verdiğim için çok üzüldüm şimdi, ne kadar çok yazı girmişsin ve benim haberim olmamış :( Hepsini bir anda okudum, hangisine yorum yapsam diye düşünüyorum şimdi.
Kitap...Buraya geldiğimden beridir Türkiye'de bulamadığım kadar çok İngilizce kitapla yüzleştim, peki beni çekiyorlar mı? Çekmiyorlar sanırım çünkü çoğu roman. Romanla, klasiklerle aram niye olmadı bilmiyorum, bu aralar tarihe, bir ara parapsikoloji kitaplarına takıntı yapmıştım. Kitap okurken kelime ve anlam kaçırmayı sevmiyormuşum demek ki, İngilizce'den bunu anladım ama kitap çeşitliliği açısından çook daha şanslıyım. Konular memleket konuları olunca bulmak imkansız, benim uyuzluğum yani, başka bir şey değil :(
Ben de kitaplarım ve gözüm gibi baktığım ne varsa işte ödünç verme konusunda çok cimriyim, aynen! Okumuş olsam da kitaplığımda durmalarını, ara sıra gidip gelip bakmayı, unutmuşsam ki oluyor tekrar okumayı severim. ( Burada da benzeşiyoruz )
Ufaklığı buradan çok öpüyorum. Verdiğin linklere girmedim, onlara da bu akşam bakacağım.
Sürekli gelip hiç aksatmadan yorum bıraktığın için çoook teşekkür ederim. Görüşmek üzere :)
Kitap vermek? O kadar az kişiye kitap veririm ki... İsimlerini bile hatırlayamadım şu anda:) Düşün yani. Pis bir pintiliğim var ciddi boyutta.
marruu
edim büdüm, kitap okumak eksikliğini hissettirir halde ise, iyi bir okursundur demek ki. bazen elimdeki kitaplar beni sarmadığında resmen aşeriyorum. ah şimdi şöyle beni alıp götüren bir kitabım olsa elimde diye aranıyorum. ama sadığımdır okuduğum kitaba. çok az kitabi yarım bırakmışımdır. 4 kitabınla iyi okumalar sana. 4 kitap yazınca da anmadan edemedim:
sen sana ne sanırsan
ayruga da onu san
dört kitabın manası
budur eğer var ise
ne güzel demiş yunus yahu:)
sevgiler...
serpil, sıkıcı bir durum hastanede kalmak. insan hastanenin kapısından girdiğinde bile yaşam kesintiye uğruyor gibi geliyor bana. ayrı alışkanlıklar ayrı zamanı olan bambaşka bir dünya. tekrar tekrar geçmiş olsun:(
oğlum 11 yaşında. iyi bir okur olarak adlandırmamız 3 senelik bir geçmişe sahip onun kişisel tarihinde. referans olur mu o yaş çocuğuna bilmiyorum ama, fantastik edebiyat ve tarih okumalarını seviyor. benim önerimle okuduğu demiryolu çocukları, şeker portakalı, arthur ve minimoyları da sevdi. şimdi elinde filmlerini su gibi ezberlemesine rağmen yüzüklerin efendisi serisi var. harry potterlar bitti. warcraft diye bir fantastik serisi vardı bayılarak ve uykusuz kalarak okudu. mitolojinin onun yaşına uygun tüm kitaplarını okudu diyebilirim.çizgi roman da seviyor. babsıyla küçüklüğünden beri conan okurlar. canlandırırlar bir de:P yani benim kitap kurdum hakikaten iyi okuyor. :)
şulecim bütün zerafetiyle bana iş bırakmamış:) artık şule'de izinlisin:)
asudemi bugün kapı arasından bir öpücük atmalık gördüm. veli toplantımız vardı da, hiç başımız boşalmadı bir kahve bile içemedik başbaşa. söylerim selamını:)
sevgiler...
şulecim:) estağfurullah yahu. çağrıyı görmüş ve çözüm sunmuş olmana çok sevindim. blogları şifreli pek çok insanı ben de merak ediyorum. ama yaptıklarını sorgulamayıp saygı gösteriyorum. bak ne iyi oldu , bir okuyucunu seninle buluşturmuş oldum. hamili kart yakinimdir. teşekürler...:)))
ev kedisi, ne olacak yahu. üzülme gelemedin diye. ne güzel işte bir süre oyalamıştır biriken yazılar seni. benim tutumum ise karşılıksız bir şey kedicik:) utandırma öyle teşekkürle falan:)
tarih kitaplarını bir ara okurdum. babamın kütüphanesi tarih romanlarıyla doludur. gençlik dönemimde kendi bütçem henüz çok net değilken kitaba para veremeyip babamın kütüphaneden tırtıklardım. o dönemler okurdum. sonra kendi kitaplarımı alabildikçe, doyduğumdan belki de almadım. parapsikoloji kitaplarında da benim çok yakın bir arkadaşım sponsorluk yapar bana. kütüphanesi bu kitaplarla dolu. ona gittikçe ödünç alıp alıp okudum. ama ben biraz pozitivist bir tipim, çok didişiyorum o kitaplarla:P
ufaklığı zevkle öperim tabii.
sevgiler...
cimri kedi misom:P
aslında yorum bırakan ve bu sobeyi yanıtlayan insanların ortak özelliği kitapları konusunda cimri olmaları. bu da şu anlama geliyor, aşk mülkiyet duygusuyla yakineeeen ilgili:P
ben şimdi bir kitap reca etsem senden:P
korkma korkma , istemiyorum:)
sevgiler...
Geveze'nin sayfalarında hep adına rastlıyordum ama ziyaret etmek ancak bugüne kısmet oldu. Yazılarını çok sevdim, bundan sonra daha sık görüşmek üzere..
Sevgiler
ayşegül, hoşgeldiniz:) ve iyi ki geldiniz. bu yorumu yazmadan önce sayfalarınızdaki gezi fotoğraflarınıza dalıp tibete falan gittim sayenizde. ben de bir blog daha kazanmış oldum.
görüşmek üzere:)
bu arada, ruha gida kosesi cok iyi oldu gercekten. ne guzel sarkilar seciyorsun. bugunku ezginin gunlugu'nun bu sarkisi mesela (kucugum) nasil guzeldir...icine isler adamin.
şulecim, afiyet olsun. bir saattir imeem'e senin için seveceğini düşündüğüm bir şarkı upload etmeye çalışıyorum, imeem sapıttı, işlem sonuçlanmıyor, yüklüyor da yüklüyor:) yapamadım ruha gıdayı şulecim için. bundan sonraki ilk yeni (şarkı becerirsem yüklemeyi) sana:)
elektram canim, dunden beri heyecan icinde bekliyordum, sarkim ne ki diye :) cok hos bir secim olmus, tesekkur ederim arkadasim. bu arada "herkes kendine surgun biraz" gercekten de...
şulecim, iyi geçsin bu haftan. şarkıyı beğenmene sevindim:)
Ne iyi olmuş Ayşegül'le hoş-beş edilmiş.:) Ben böyle sevdiklerim birbirini tanıyınca mutlu oluyorum nedense.:) Birbirini sevenlerin arasına girince de ayrı seviniyorum.:) Mesela Şule'yi önce senin, sonra bir arkadaşım(sanal değil gerçek)vasıtasıyla tanımıştım. Seviniyorum yani:)
Neyse, ben başka şey demeye gelmiştim. Elektra bir şey sormak istiyorum, teknik bir şey. Şimdi senin blogunun üstünde blogger barı yok ya, sen nereden yeni gönderilere falan giriyorsun? Bir blog için şablon buldum ama bu sorun rahatsız etti beni.
gevezekalem insan blog yazmadan önce blog listesi oluşturuyor kendine. ve sevdiği blogların blog lisesinden seke seke nereleri buluyor:))
sorduğun şey şöyle : ya profilimi oku sayfasının altından ana sayfa linkine tıklayınca ulaşıyorsun. ya başka blogger banner'ı bulunanlardan blog oluştur linkine tıklayıp adını şifreni giriyorsun. benim google, benim oturum açma adımla açılıyor, gmail'e , reader'a, blogger ana sayfaya tek tıkla ulaşabiliyorum. ama sayfana girip dediğim gibi profilimin tamamı linkinden alttaki ana sayfayla da gönderilerine falan ulaşabiliyorsun.
gecikti biraz dün ve bugün yoğundum, bakamadım. kusura bakma.
sevgiler...
Elektra, pratik bir yol keşfettim; eğer sayfana blogger logosu eklersen, tıkladığında kontrol panelin açılıyor.;-)
Sevgiler...
geveze kalem:))
eh seninki de fena değilmiş:PP
hay allahım ya, ben nasıl bir şeyim böyle:) bir de ahkam kesmiyor muyum:) dur ben azıcık daha güleyim kendime:)
ben de kitaplarimi paylasma konusunda cimriyim. simdiden soyleyeyim de sonradan hic bozusmayalim elektra...
ruha gida kismindaki dalgakiran'i ise hatirla sevgili'den ayri dusunemedigim ve sarki hep dizinin en huzunlu anlarinda caldigi icin... hmm... ay bu cumleyi bu saatte bu kafayla toparlayamayacagim ama sanirim bu haliyle de anlasilir demek istedigim. ana kelime huzun yani, anlasilsin lutfen
bu arada hatirla sevgili demisken, sen ne diyorsun elektra, harun mu, yasar mi? (harun de, harun)
sen kitap demistin, ben neler diyorum, di mi?
sevgiler :)
elektraya yazilan her turlu yoruma bir maydanoz edasiyla dalan bir sahsiyet olarak ben harun diyorum muzicim :)
Ben bu Harun mevzuuna pek İtalyan kaldım.:)) Baksanıza daha buraya ancak iki satır yazabiliyorum.
Yine de kitaplarıma cimri olduğumu sandığımı, ama, zaman zaman kütüphanemden kitap eksiliyor diye şüphelendiğimi söylemeliyim.
Çünkü, kitaplarımın içine adımı yazarım da, bir kitap listesi tutmadım hiç.
:)
müziciğim, tamam tamam karşılıklı olarak kitaplarımızı alıp vermeyelim biz seninle.:D aslında ilginç, sobeyi yazan bloggerların çoğu kitaplarına bağlı çıktı:) yazmanın okumakla ilgisi var anladık, da hepimiz cimri çıktık iyi mi?:P
şimdi, şu andan itibaren şuleciğim'e de cevap yazıyorum. sevgili şule ve müzi, valla ben yeni harun'da bir şeyleri sevmiyorum. biraz fazla bilmiş ve atak oldu ki, gençliğini de biliriz keratanın ne kadar alçakgönüllü bir adanmışlık içindeydi. yaşar malum muhafazakar düşünceleriyle dizinin öbür tarafındakilerin simgesi ki yeterince kötü kılınmadı, ılımlı muhafazakar etmekte karar kıldılar sonunda. umut kurt biliyorsunuz yaşar'ı canlandıran oyuncu, ben umut kurt'u beğeniyorum, yaşar'ı ııh diyeyim:) veee tercihimi açıklıyorum, deniz:)))yazık ettiler çocuğa, o da bir kenarda durabilirdi yani dizide:)
ikinize de sevgiler:)
ekmekçikızcığım, yorumun sonuna kadar seni anmadım, çünkü yorumun tamamını okur da anlayamamaklığını giderirsin diye düşündüm canım benim:) hatırla sevgili dizisinin karakterleri bu şahıslar. müzi, şule ve benim önemli ortak paydalarımızdan biri yani:) sen izliyor muydun bilemedim. bıçak sırtı'nı biliyorum izliyorsun, ama hatırla sevgili hakkında bir açık etmedin bugüne kadar:)
kitaplar bizimdir bizim kalacak diyeyim bir de:) ama kütüphane fareleri de yararlanıyorsa ne mutlu sana:)
sevgiler...
ama hayatim, sen hile yapiyorsun :P soruda deniz olsaydi, deniz demez miydik? derdik, derdik :)
:)) mızıkçılık oldu di mi şulecim:) tamam , deniz. eminim müzi de üçüncü seçeneği görseydi onaylardı bizi:)
Elektracigim yeni gordum sen uyarmasam goremeyektim. vakitsizlikten oldu cok ozur dilerim. mail niye calismiyor bakacagim
Hangi diziden bahsettiğinizi anladım da, bu diziyi seyretmek kısmet olmadı hiç. Sanırım Cuma günleri yayınlanıyor. Cumaları benim izin günüm.o)) Genellikle, arkadaşlarımla sinemaya gidiyorum. Böyle olunca, dizi düzeninin dışında kalıyorum. Sahiden bu sene Bıçak Sırtı dışında düzenli seyrettiğim bir dizi olmadı.
Merakımdan arayıp, tiplere bakacağım. Kim bu yakışıklılar diye.:)
kitaplar ve okumalar...onlarsız hayat düşünemiyorum. herkesin bir tutkusu vardır benim de kitaplar. evde belki okumadığım ama mutlaka okumalıyım diye aldığım bir sürü kitao varken hala göze dışardaki kitaplara takılan bir kitap delisiyim ben de...
sadece şiirler konusunda biraz daha farklıyım, şiirler benim için çok çok özel...kücücük anlatımların içinde ne dev aktarımlar olduğuna şahit olduğum şiirler, ezberlemekten ve bunları zaman zaman söylemekten mutluluk duyduğum şiirler...
her seferinde iyi ki bloğumu oluşturmam için arkadaşım beni itelemiş. sizler kadar yetenekli değilim ama sizleri tanımaktan çok keyşf alıyorum aynı nokatada buluşmaktan...(birden bire duygulandım :P )
:)))
evet mizikcilik yapmissin elektra... uc secenekli bir soru olsaydi elbette sule ile cevabimiz deniz olurdu. yazik ettiler cocuga. ve iste tam da bu noktada, deniz'e olan bagliligimizdan, harun demeliyiz biz (nasil ama yine harun'a getirdim konuyu:) ).
yasar'i oynayan umut kurt'u beynelmilel'de izlemistim. orada tam tersi bir roldeydi. bir devrimciyi oynuyordu ve cok da inandirici ve samimiydi. su anki ilimli muhafazakar rolunde de cok inandirici ve samimi gorunuyor. bu da onun iyi bir oyuncu oldugunu gosteriyor tabi.
ama ben yine de, bu isik durumunda, harun'la yasar'in karsi karsiya kaldigi durumda, harun diyorum. elektracim, ben de katiliyorum harun'daki degisiklige. ama ben normal karsiladim bunu. etrafindaki yeni yetmelerin (ali, ruya vs) yaninda harun'un bu bilgicligi, bu abi havalari olagandir, gormus gecirmisligindendir diye dusundum.
ah bu arada, bugun cuma :)
fulya, :) olsun yahu:) ben zaten dün gece sana ulaştım yorumla. çok da güldüm kendime, son yazının bir öncesine baksam sana ulaşabilirmişim:) neyse. vakit bulunca ve yazmak istediğinde yazarsın bir ara sobeyi de.
not: email olayı outlook'umdan kaynaklanıyor. senden değil.ayarlarınızla oynamayınız:)
sevgiler...
ekmekçikızcığım, boşver sen, sinemaya devam et. nasılsa dizi bitince bıktırıncaya kadar tekrarları olur:)
iyi geceler...
ss:) şiir seven insanlara hayranımdır. blog dünyasında da pek çok okumayı sevdiğim blogcu sayfasına şiilerini ya da sevdiği şiirleri taşıyor. ben de okuyorum. okumayı seviyorum da, işte kitap almak dendiğinde aklıma şiir kitabı almak gelmiyor:(
iyi ki zorlamış arkadaşın ve yetenek mi? estağfurullah yahu. ya da hepimiz hepimiz:)
iyi geceler...
müzi:) evet cuma, hemen yanıbaşımda bunları yazarken bir yandan da izliyorum. yaşar'a saldırmaya kalktılar iyi mi:))
tamam tamam harun:)
iyi geceler...
Yorum Gönder